Burak SARICA

Cloud computing, .NET, WPF vs.. Genelde teknik konular, bazen serzenişler..

Archive for the ‘Cloud Computing (Bulut Bilişimi)’ Category

IaaS mı PaaS mı? Amazon için kara perşembe-cuma. Bir nevi black friday for amazon.

with 2 comments

24 saatten fazladır, amazon cloud hizmetinin özellikle US-EAST-1 datacenter’ı büyük problemler ile boğuşuyor. Bildiğiniz gibi Amazon sektördeki en büyük bulut hizmetleri sağlayıcısı. Aynı zamanda en büyük IaaS (Infrastructure as a Service) sağlayıcısı. Öyle büyük ki, Heroku gibi büyük PaaS (Platform as a Service) oyuncuları bile Amazon’un IaaS çözümü üzerinde koşuyor. Dünden bu yana Amazon’da yaşanan büyük problemler bu yüzden sadece Amazon müşterilerini değil, dolaylı olarak Heroku müşterilerini de çok olumsuz etkiledi. Amazon EC2 (Elastic Compute Cloud) (yani Amazon IaaS çözümü) üzerinde o kadar fazla hizmet/uygulama/girişim koşuyor ki, ilerleyen günlerde problem çözülmüş olsa bile, Amazon’a diş bileyen birçok kişi olacak. Bunun habercisi birkaç hafta önce, daha basit bir problem yüzünden reddit çalışanlarının alenen Amazon’u hedef göstermesi idi. Haklı olsa da o günlerde çok fazla yandaş bulamamıştı. Ama dünden bu yana quora, foursquare, reddit, heroku vs gibi girişimlerin yaşadıkları, reddit’i haklı çıkardı gibi görünüyor.

Büyük dağın derdi büyük olur derler. Ama Amazon artık bunun arkasına sığınamayacak kadar çok hata yaptı. En büyük IaaS servis sağlayıcısı, şu an cloud computing kavramının sorgulanmasına neden oluyor. Bu talihsiz olaylar, bir bakıma geleceğin şekillenmesinde büyük fayda sağlayacak. Çünkü Amazon’un amiral gemisi olduğu IaaS anlayışı, görüldüğü üzere birçok probleme karşı sıfır bağışıklığa sahip. US-EAST-1 datacenter’ını kullananlar, yaşanan olumsuzlukları, ne yazık ki sadece izleyebildiler. Çünkü tüm dataları ve instanceları erişilemez durumda idi. Daha kötüsü, erişilemez instance ların yerine yenilerini de başlatamadılar, çünkü Amazon sorunu tesbit edene kadar yeni kaynak ayırma işlemlerini durdurdu. Aynı şey Microsoft Azure’un başına gelse, elinizdeki deployment paketinizi, yani sadece uygulamanızı, başka bir availability zone’a yükler, instance larınızın ayağa kalktığını görürdünüz. (belki birkaç dns update i de gerekirdi o kadar.) Tabi ki Heroku’nun canı her halukarda çok yanardı. Ama daha basit sistemler (foursquare, reddit gibi) daha hızlı ayağa kalkabilirdi.

PaaS IaaS’ı döver demek istemiyorum. Ama IaaS bugünkü hali ile çok kritik handikapları beraberinde getiriyor. Bu yüzden Microsoft Azure’a selam ediyor, SDK 1.4 denediğim 2 makinada da neden çalışmıyor diye serzenmeden geçemiyorum.

Written by Burak SARICA

Nisan 22, 2011 at 10:31 am

Windows Azure cephesinden son haberler ve Trinidad and Tobago

leave a comment »

Birkaç ay önce Amazon’un free tier ı duyurmasının ardından neden Microsoft da yapmıyor bunu diye serzenmiştim. O sıralarda Microsoft sektöre yön veren bazı yazılım geliştiricilere anket gönderip, buna benzer bir çalışmaya ihtiyaç olup olmadığını sorguluyordu. Sanırım kulak verdiler, aynı zaman da hak da verdiler. Amazon kadar uzun süreli olmasa da 30 Haziran 2011’e kadar aylık 750 saatlik kullanım hakkı da içeren bir program sundular.

Programın detaylarını http://www.microsoft.com/windowsazure/free-trial/default.aspx sayfasından inceleyebilirsiniz.

Bu arada Windows Azure’u hala Türkiye’deki bir adresle kayıt olup kullanamıyorsunuz. Hatta, fraud sistemleri yüksek seviyede ise, yurtdışındaki bir adresi gösterseniz bile, ödeme yapmaya gelince, kredi kartınızı kabul etmeyebilir. (amerikadaki adrestesin, Türk bankanın kredi kartıyla ödemek ne alaka diyebilir fraud sistemleri)

Windows Azure hizmetinin satışının yapılabildiği ülke listesi aşağıdaki şekilde:

Austria, Belgium, Canada, Denmark, Finland, France, Germany, Ireland, India, Italy, Japan, Netherlands, New Zealand, Norway, Portugal, Singapore, Spain, Sweden, Switzerland, UK, United States, Australia, Brazil, Chile, Colombia, Costa Rica, Cyprus, Czech Republic, Greece, Hong Kong, Hungary, Israel, Luxemburg, Malaysia, Mexico, Peru, Philippines, Poland, Puerto Rico, Romania, and Trinidad and Tobago.

Irkçılık yapmak için söylemiyorum, aşağılamak için de söylemiyorum. Ama, “Trinidad and Tobago” neresi ya? Türkiye bu listede neden yok gerçekten merak ediyorum. Cevabını bilen varsa beri gelsin.. (gelince başımız göğe ermeyecek belki ama, bu ayrı gayrı neden, merak sadece..)

Written by Burak SARICA

Şubat 27, 2011 at 1:29 am

Harika bir Cloud Computing sunumu

leave a comment »

Simon Guest tarafından hazırlanmış çok güzel bir sunum.

http://simonguest.com/presentations/

Written by Burak SARICA

Aralık 7, 2010 at 9:40 am

Windows Azure hizmeti yenilikleri

with one comment

PDC10’a gidemedik belki ama canlı olsun, sonradan olsun gelişmeleri takip etmeye çalıştık. (Neden çoğul yazıyorum anlamadım. Türkiye’deki yazılım geliştiriciler adına söylemiş olayım) Genel olarak oturmuş bir servis aslında ama, çok güzel özellikler ekliyorlar. Aslına bakarsanız özellikler direk olarak rekabeti kızıştıracak cinsten. İnsanların Windows Azure’u tercih etmesini engelleyecek, rakiplerde (tamam, Amazon EC2’da) yapabildikleri bazı işlemler artık Microsoft cloud computing hizmeti Azure ile de mümkün. Nedir bunlar derseniz :

  • Virtual Machine Instances : Windows Azure hizmetinde sadece belirli tiplerde instance lar hazır idi. Ve bu instance lar önyüklü hizmetler ile geliyordu. İhtiyacınız olan farklı programları (php, java VM, vs vs.) deploy paketinize özel bir şekilde koymanız gerekiyordu. Bu da uygulamanın kurulum karmaşasını yükseltiyordu. Ayrıca önceden var olan uygulamaları Windows Azure’a taşımak isterseniz, bir cloud projesine taşımanız gerekiyordu ki, geniş çaplı, farklı birçok teknolojiyi barındıran uygulamalar için bu çok çok zor olabiliyordu. Microsoft serzenişleri duydu, dedi ki : “Uygulamanızı çalıştırdığınız sanal sunucu diskini verin, biz onu çalıştıralım.” (şu an için sadece Windows Server 2008 R2, ama sonrasında 2003 için destek gelecekmiş sanırım) Çözüm net 🙂 Böylece uygulamalarını yeniden paketlemek/yazmak istemeyen şirketler için çok çok değerli bir opsiyon sunulmuş oldu. (microsoft’un application deploy şeklinde ilerleyen yaklaşımı da tabiki aynen devam edecek. Zaten baştan tasarlanıp hazırlanacak uygulamalar için kesinlikle bu yöntem kullanılmalı, çünkü Virtual Machine Instance ları birçok Azure özelliğinden feragat etmek demek.)
  • Web rolleri için full IIS kontrolü geliyor. Bu da tek bir instance için birden fazla site açabilmek anlamına geliyor ki, parasının karşılığını almak isteyen kullanıcılar için çok önemli bir konu idi bu da. Ayrıca Elevated Privileges özelliği sayesinde, küçük yönetim görevlerine (bir msi paketi yükleme, yazılım konfigürasyonları yapma, IIS konfigürasyonu yapma vs) izin veriliyor olacak.
  • Remote Dektop : Uzak masaüstü özelliğini fazla açıklamaya gerek yok sanırım. Çalışan Azure instance larına uzak masaüstü bağlantısı sayesinde erişip debug, trace vs işlemlerini kolaylaştırabileceğiz.
  • Extra small instance : 1 ghz işlemci, 768 mb ram, 20 gb instance disk ve düşük io performanslı bir instance çeşidi geliyor. Saatlik maliyeti de $0.05 şeklinde. Yani aylık $37 civarında bir ücretle kullanılabilecek. Bir büyük instance ın saatlik maliyetinin $0.12 olduğu düşünülürse, küçük uygulamalar için gayet güzel bir gelişme diyebiliriz.

Takip ettiğim kadarı ile durum bu şekilde. Bu arada serzendiğim ücretsiz kullanım hakkı konusunda bir gelişme yok. BizSpark küçük girişimler için en kısa yol gibi görünüyor.

Written by Burak SARICA

Kasım 3, 2010 at 9:38 am

Cloud Computing (Bulut Bilişimi) kategorisinde yayınlandı

Hazin bir bulut bilişimi hikayesi (A touching cloud computing story :P)

with 13 comments

Windows Azure henüz CTP iken (yani ülke ve ücretlendirme sınırlaması yokken) basit bir uygulama hazırlamıştım. “Is My Server Up” isimli. Uygulamanın adı üstünde aslında. Sisteme kaydettiğiniz web sitelerini belirli aralıklarla online mı değil mi diye kontrol ediyor. Online değilse hemen twitter ve twilio aracılığı ile siteyi kaydeden kullanıcıyı uyarıyor. Bu uygulama ite kaka 20 civarında kullanıcı ve 60-70 civarı siteyi kontrol eder hale gelmişti. En azından test etmem kolaylaşmıştı sistemi. Azure CTP sona erince benim servisim de kapandı. Açıkçası çok fazla kullanıcı olmadığından, ve bu servisin geleceği konusunda bir söz vermediğimden pek üzülmedim. Bu test kullanıcılarına özellikle teşekkür ederim.

Ama şimdi en önemli kullanıcılarımdan birinin OakLeaf Systems’dan Roger Jennings olduğunu acı bir şekilde öğrendim. Kendisi bundan hemen hemen 1 sene önce şu yazıyı yazmış blogunda : http://oakleafblog.blogspot.com/2009/10/unscheduled-50-minute-outage-of-my.html

Yazıda özetle 3 adet benzer servisi karşılaştırmış (bir tanesi benimki!). Yazının sonundaki cümleyi aynen buraya alıyorum :

“There are minor inconsistencies between the three reports, but it appears that all three monitors would be useful for initial testing of the Azure Services Platform Web and Data Services availability. IsMyServerUp is my favorite, because it reports the last error message details. However, if I were to use a monitoring service to back up claims for Service Level Agreement (SLA) breaches, I would pick Pingdom because of its maturity and widespread acceptance by the site hosting industry.”

Bold işaretlediğim kısımdan sonra however diyerek, SLA ihtiyaçları için kanıt olarak sunmak amaçlı kullansaydım, Pingdom u kullanırdım demiş. Windows Azure’a ısınmak için hazırladığım bu basit sistemin, Pingdom ile karşılaştırılmış olması, bir yandan sevindirirken, diğer yandan IsMyServerUp şu anda aktif olmadığı için, bana çok hazin geliyor. Sizce?

Written by Burak SARICA

Kasım 2, 2010 at 9:54 am

Cloud Computing (Bulut Bilişimi) kategorisinde yayınlandı

Bulutlarda neler oluyor?

leave a comment »

“Cloud computing” kavramı bir kaç senedir gündemi çok yoğun olmasa da meşgul ediyor. Günümüzde bulut sağlayıcıları farklı ihtiyaçlar için farklı çözümler üretiyor. Bulut bilişimini kavram olmaktan çıkarıp, hayatımızın gerçeği haline getiren şirket bana göre Amazon’dur. Çünkü ancak Amazon sayesine bulut bilişimi irili ufaklı, ufku geniş tüm işletmelerin hizmetine sunulmuş oldu. Sırf bu yüzden, bugüne kadar daha çok Microsoft teknolojileri ile haşır-neşir olmuş olsam bile, Amazon’a sevgim ve saygım büyüktür. Demek ki inovasyonun gerçekleşmesi için ille de adSense gibi bir para musluğuna ihtiyaç yokmuş. Biraz cesaret, vizyon ve teknik anlamda yetkinlik yeterli imiş.

Her neyse, ben aslında bu yazımda Microsoft’a serzenmek istiyorum. (“Ne?? Burak Microsoft’a mı serzeniyor? Ne içtiyse ondan istiyorum!” dediğinizi duyar gibiyim. :P)

Konu şu : Microsoft, beta aşamasında Azure hizmetlerini güzel güzel kullandırdı, test ettirdi. Buraya kadar herşey güzel. Sonra bu hizmeti halka açık hale getirince, yazılım geliştiricileri, küçük girişimcileri unuttu.

“Neden unutmasın?” diyebilirsiniz. Ben de derim ki, “google neden unutmuyorsa, o sebepten”. Kim ne derse desin, ekonomik gelişmenin ivmesi büyük oranda KOBİ lerden geliyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde birkaç girişimcinin bir araya gelip kurdukları “garaj şirketleri”, gerek geliştirdikleri teknolojilerin fikri mülkiyeti, gerekse büyük organizmaların göremediği niş alanlarda kolay çözüm üretebilmeleri ile, kısa zamanda büyük değer üretebiliyorlar. Bu mikro-girişimlerin temel aşamada en büyük ihtiyaçları kaliteli teknolojik altyapıdır. Bu yüzden google bulut hizmetlerini belli bir kullanım kotası dahilinde ücretsiz sunuyor. Google’ın küçükken elinden tuttuğu bu girişimler, büyüdüğünde Google abilerine daha da sıkı sarılıyorlar. Aslında ortada bir kazan-kazan durumu söz konusu.

Amazon da, bu durumu farketmiş olacak ki, benzer bir programı süre kısıtlaması ile hayata geçirdi. http://aws.amazon.com/free/ adresinde detaylarını inceleyebileceğiniz program ile, Amazon 1 seneliğine belirli bir kotayı ücretsiz sunuyor (geçerli bir kredi kartı gerekiyor, kota aşımlarını faturalandırmak için). Açıkçası koyduğu kotalar küçük bir girişimi idare edebilecek düzeyde.

Gelelim Microsoft tarafına. Eğer ortada bir şirket yoksa, ne yazık ki aylık 25 saatlik komik bir compute instance ile çalışmak durumundasınız. (test ve denemelerinizi bilgisayarınızda yapabiliyorsunuz, ama konumuz bu değil). Ancak şirketleşmişseniz aylık 750 saatlik, yani bir compute instance ı durmaksınız 1 ay boyunca çalıştırabilmeye yeterli bir programa 16 ay üye olabiliyorsunuz. Bu programın adı BizSpark. Sadece Azure değil, birçok ürün ile ilgili ücretsiz kullanım hakları sağlıyor. Ama ancak şirketseniz yararlanabiliyorsunuz.

Bu arada daha da kötüsü, Azure hizmetleri Türkiye’de henüz verilemiyor. Beta sürecinde ülke kısıtlaması yokken, sıra faturalandırmaya gelince, içinde Türkiye’nin olmadığı bir grup ülkede ancak kullanılabiliyor.

Tek derdimiz bu mu? Ücretsiz kullanılabilecek Azure hesaplarımız olsa başımız göğe mi erecek? Belki hayır. Ama bu hesaplar yokken de, Microsoft’un başı göğe yine ermiyor.

Çok severim Microsoft’u. Bu yüzden serzeniyorum zaten. Bu işe el atılması gerektiğini düşünüyorum. Sizce?

Written by Burak SARICA

Ekim 27, 2010 at 11:29 am

%d blogcu bunu beğendi: