Burak SARICA

Cloud computing, .NET, WPF vs.. Genelde teknik konular, bazen serzenişler..

Harika bir Cloud Computing sunumu

leave a comment »

Simon Guest tarafından hazırlanmış çok güzel bir sunum.

http://simonguest.com/presentations/

Written by Burak SARICA

Aralık 7, 2010 at 9:40 am

F# kaynak kodları Apache 2.0 lisansı altında açılıyor!

leave a comment »

F# kullandınız, hoşunuza gitti, daha ileri seviyede mi uğraşmak istiyorsunuz? http://fsharppowerpack.codeplex.com/ adresinden derleyici ve temel sınıf kütüphanesi kodlarına erişebilirsiniz. Detaylı bilgi için : http://blogs.msdn.com/b/dsyme/archive/2010/11/04/announcing-the-f-compiler-library-source-code-drop.aspx

Written by Burak SARICA

Kasım 5, 2010 at 9:13 am

Bilgisayarlar ve Internet kategorisinde yayınlandı

Team Foundation Server gurusu blog yazıyor!

leave a comment »

Yazıyormuş da haberimiz yokmuş. Sevgili Emre Toptancı’nın blogu http://emretoptanci.blogspot.com/ adresinde. Ayrıca kendisini yeme içme konusunda da çok takdir etmişimdir. 🙂 TFS kullanan, kullanmak isteyen herkes takip etmeli, rahatsız etmeli Emre’yi.

Written by Burak SARICA

Kasım 3, 2010 at 11:26 am

Windows Azure hizmeti yenilikleri

with one comment

PDC10’a gidemedik belki ama canlı olsun, sonradan olsun gelişmeleri takip etmeye çalıştık. (Neden çoğul yazıyorum anlamadım. Türkiye’deki yazılım geliştiriciler adına söylemiş olayım) Genel olarak oturmuş bir servis aslında ama, çok güzel özellikler ekliyorlar. Aslına bakarsanız özellikler direk olarak rekabeti kızıştıracak cinsten. İnsanların Windows Azure’u tercih etmesini engelleyecek, rakiplerde (tamam, Amazon EC2’da) yapabildikleri bazı işlemler artık Microsoft cloud computing hizmeti Azure ile de mümkün. Nedir bunlar derseniz :

  • Virtual Machine Instances : Windows Azure hizmetinde sadece belirli tiplerde instance lar hazır idi. Ve bu instance lar önyüklü hizmetler ile geliyordu. İhtiyacınız olan farklı programları (php, java VM, vs vs.) deploy paketinize özel bir şekilde koymanız gerekiyordu. Bu da uygulamanın kurulum karmaşasını yükseltiyordu. Ayrıca önceden var olan uygulamaları Windows Azure’a taşımak isterseniz, bir cloud projesine taşımanız gerekiyordu ki, geniş çaplı, farklı birçok teknolojiyi barındıran uygulamalar için bu çok çok zor olabiliyordu. Microsoft serzenişleri duydu, dedi ki : “Uygulamanızı çalıştırdığınız sanal sunucu diskini verin, biz onu çalıştıralım.” (şu an için sadece Windows Server 2008 R2, ama sonrasında 2003 için destek gelecekmiş sanırım) Çözüm net 🙂 Böylece uygulamalarını yeniden paketlemek/yazmak istemeyen şirketler için çok çok değerli bir opsiyon sunulmuş oldu. (microsoft’un application deploy şeklinde ilerleyen yaklaşımı da tabiki aynen devam edecek. Zaten baştan tasarlanıp hazırlanacak uygulamalar için kesinlikle bu yöntem kullanılmalı, çünkü Virtual Machine Instance ları birçok Azure özelliğinden feragat etmek demek.)
  • Web rolleri için full IIS kontrolü geliyor. Bu da tek bir instance için birden fazla site açabilmek anlamına geliyor ki, parasının karşılığını almak isteyen kullanıcılar için çok önemli bir konu idi bu da. Ayrıca Elevated Privileges özelliği sayesinde, küçük yönetim görevlerine (bir msi paketi yükleme, yazılım konfigürasyonları yapma, IIS konfigürasyonu yapma vs) izin veriliyor olacak.
  • Remote Dektop : Uzak masaüstü özelliğini fazla açıklamaya gerek yok sanırım. Çalışan Azure instance larına uzak masaüstü bağlantısı sayesinde erişip debug, trace vs işlemlerini kolaylaştırabileceğiz.
  • Extra small instance : 1 ghz işlemci, 768 mb ram, 20 gb instance disk ve düşük io performanslı bir instance çeşidi geliyor. Saatlik maliyeti de $0.05 şeklinde. Yani aylık $37 civarında bir ücretle kullanılabilecek. Bir büyük instance ın saatlik maliyetinin $0.12 olduğu düşünülürse, küçük uygulamalar için gayet güzel bir gelişme diyebiliriz.

Takip ettiğim kadarı ile durum bu şekilde. Bu arada serzendiğim ücretsiz kullanım hakkı konusunda bir gelişme yok. BizSpark küçük girişimler için en kısa yol gibi görünüyor.

Written by Burak SARICA

Kasım 3, 2010 at 9:38 am

Cloud Computing (Bulut Bilişimi) kategorisinde yayınlandı

Hazin bir bulut bilişimi hikayesi (A touching cloud computing story :P)

with 13 comments

Windows Azure henüz CTP iken (yani ülke ve ücretlendirme sınırlaması yokken) basit bir uygulama hazırlamıştım. “Is My Server Up” isimli. Uygulamanın adı üstünde aslında. Sisteme kaydettiğiniz web sitelerini belirli aralıklarla online mı değil mi diye kontrol ediyor. Online değilse hemen twitter ve twilio aracılığı ile siteyi kaydeden kullanıcıyı uyarıyor. Bu uygulama ite kaka 20 civarında kullanıcı ve 60-70 civarı siteyi kontrol eder hale gelmişti. En azından test etmem kolaylaşmıştı sistemi. Azure CTP sona erince benim servisim de kapandı. Açıkçası çok fazla kullanıcı olmadığından, ve bu servisin geleceği konusunda bir söz vermediğimden pek üzülmedim. Bu test kullanıcılarına özellikle teşekkür ederim.

Ama şimdi en önemli kullanıcılarımdan birinin OakLeaf Systems’dan Roger Jennings olduğunu acı bir şekilde öğrendim. Kendisi bundan hemen hemen 1 sene önce şu yazıyı yazmış blogunda : http://oakleafblog.blogspot.com/2009/10/unscheduled-50-minute-outage-of-my.html

Yazıda özetle 3 adet benzer servisi karşılaştırmış (bir tanesi benimki!). Yazının sonundaki cümleyi aynen buraya alıyorum :

“There are minor inconsistencies between the three reports, but it appears that all three monitors would be useful for initial testing of the Azure Services Platform Web and Data Services availability. IsMyServerUp is my favorite, because it reports the last error message details. However, if I were to use a monitoring service to back up claims for Service Level Agreement (SLA) breaches, I would pick Pingdom because of its maturity and widespread acceptance by the site hosting industry.”

Bold işaretlediğim kısımdan sonra however diyerek, SLA ihtiyaçları için kanıt olarak sunmak amaçlı kullansaydım, Pingdom u kullanırdım demiş. Windows Azure’a ısınmak için hazırladığım bu basit sistemin, Pingdom ile karşılaştırılmış olması, bir yandan sevindirirken, diğer yandan IsMyServerUp şu anda aktif olmadığı için, bana çok hazin geliyor. Sizce?

Written by Burak SARICA

Kasım 2, 2010 at 9:54 am

Cloud Computing (Bulut Bilişimi) kategorisinde yayınlandı

Bulutlarda neler oluyor?

leave a comment »

“Cloud computing” kavramı bir kaç senedir gündemi çok yoğun olmasa da meşgul ediyor. Günümüzde bulut sağlayıcıları farklı ihtiyaçlar için farklı çözümler üretiyor. Bulut bilişimini kavram olmaktan çıkarıp, hayatımızın gerçeği haline getiren şirket bana göre Amazon’dur. Çünkü ancak Amazon sayesine bulut bilişimi irili ufaklı, ufku geniş tüm işletmelerin hizmetine sunulmuş oldu. Sırf bu yüzden, bugüne kadar daha çok Microsoft teknolojileri ile haşır-neşir olmuş olsam bile, Amazon’a sevgim ve saygım büyüktür. Demek ki inovasyonun gerçekleşmesi için ille de adSense gibi bir para musluğuna ihtiyaç yokmuş. Biraz cesaret, vizyon ve teknik anlamda yetkinlik yeterli imiş.

Her neyse, ben aslında bu yazımda Microsoft’a serzenmek istiyorum. (“Ne?? Burak Microsoft’a mı serzeniyor? Ne içtiyse ondan istiyorum!” dediğinizi duyar gibiyim. :P)

Konu şu : Microsoft, beta aşamasında Azure hizmetlerini güzel güzel kullandırdı, test ettirdi. Buraya kadar herşey güzel. Sonra bu hizmeti halka açık hale getirince, yazılım geliştiricileri, küçük girişimcileri unuttu.

“Neden unutmasın?” diyebilirsiniz. Ben de derim ki, “google neden unutmuyorsa, o sebepten”. Kim ne derse desin, ekonomik gelişmenin ivmesi büyük oranda KOBİ lerden geliyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde birkaç girişimcinin bir araya gelip kurdukları “garaj şirketleri”, gerek geliştirdikleri teknolojilerin fikri mülkiyeti, gerekse büyük organizmaların göremediği niş alanlarda kolay çözüm üretebilmeleri ile, kısa zamanda büyük değer üretebiliyorlar. Bu mikro-girişimlerin temel aşamada en büyük ihtiyaçları kaliteli teknolojik altyapıdır. Bu yüzden google bulut hizmetlerini belli bir kullanım kotası dahilinde ücretsiz sunuyor. Google’ın küçükken elinden tuttuğu bu girişimler, büyüdüğünde Google abilerine daha da sıkı sarılıyorlar. Aslında ortada bir kazan-kazan durumu söz konusu.

Amazon da, bu durumu farketmiş olacak ki, benzer bir programı süre kısıtlaması ile hayata geçirdi. http://aws.amazon.com/free/ adresinde detaylarını inceleyebileceğiniz program ile, Amazon 1 seneliğine belirli bir kotayı ücretsiz sunuyor (geçerli bir kredi kartı gerekiyor, kota aşımlarını faturalandırmak için). Açıkçası koyduğu kotalar küçük bir girişimi idare edebilecek düzeyde.

Gelelim Microsoft tarafına. Eğer ortada bir şirket yoksa, ne yazık ki aylık 25 saatlik komik bir compute instance ile çalışmak durumundasınız. (test ve denemelerinizi bilgisayarınızda yapabiliyorsunuz, ama konumuz bu değil). Ancak şirketleşmişseniz aylık 750 saatlik, yani bir compute instance ı durmaksınız 1 ay boyunca çalıştırabilmeye yeterli bir programa 16 ay üye olabiliyorsunuz. Bu programın adı BizSpark. Sadece Azure değil, birçok ürün ile ilgili ücretsiz kullanım hakları sağlıyor. Ama ancak şirketseniz yararlanabiliyorsunuz.

Bu arada daha da kötüsü, Azure hizmetleri Türkiye’de henüz verilemiyor. Beta sürecinde ülke kısıtlaması yokken, sıra faturalandırmaya gelince, içinde Türkiye’nin olmadığı bir grup ülkede ancak kullanılabiliyor.

Tek derdimiz bu mu? Ücretsiz kullanılabilecek Azure hesaplarımız olsa başımız göğe mi erecek? Belki hayır. Ama bu hesaplar yokken de, Microsoft’un başı göğe yine ermiyor.

Çok severim Microsoft’u. Bu yüzden serzeniyorum zaten. Bu işe el atılması gerektiğini düşünüyorum. Sizce?

Written by Burak SARICA

Ekim 27, 2010 at 11:29 am

Arayı çok açmışız..

leave a comment »

En son Nisan ayında yazmışım. Onun öncesinde Temmuz 2009’da. İyi bir blog yazarı olduğumu hiç iddia etmedim fakat eskiden arayı çok açmazdım.

Ne bahane etsek boş. Bu insanın içinden gelen bir aktivite. Yazmıyorsanız ya paylaşacak birşey yapmıyorsunuz, ya da yaptıklarınızı paylaşmaya değer bulmuyorsunuz, bu kadar.

Benim durumum hangisi emin değilim. Ama vaktimi daha iyi değerlendirmeye çalışacağım bundan sonra. (Sanırım durumumla ilgili hissettiklerim konusunda bir ipucu idi bu.)

Neyse, artık wordpress’deyim. Bundan 15 gün kadar önce live.spaces hizmetinden gına geldiğini keşfettim ve live-spaces wordpress geçişini yapabilecek ücretsiz bir hizmet aradım. Online bir hizmet yoktu ama ücretsiz araçlar vardı. Makinama python kurup, geçişi yaptım. Bunu yaptıktan 1 hafta sonra Microsoft live.spaces hizmetini wordpress’e emanet edeceğini açıkladı ve geçişi başlattı. Bendeki de ne şans de mi?

Durum budur.

Daha çok teknoloji ile dolu başka bir blog yazısında görüşmek üzere.

Written by Burak SARICA

Ekim 1, 2010 at 10:38 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

%d blogcu bunu beğendi: